17 Haziran 1998

Hayatın Sessizce Değiştiği Gün

O gün, ben henüz seni tanımıyordum. Sen dünyaya gözlerini açarken, benim hayat çizgim farkında bile olmadan yeni bir yöne kıvrıldı. Çünkü sen doğdun. Ve dünya, biraz daha güzel oldu...

Gülüşlerin henüz kimseye tanıdık değildi, ama bir gün birinin içini ısıtacağını kader çoktan yazmıştı. O “biri”nin ben olacağımı ise ne sen biliyordun, ne de ben….

Seninle tanışmadan önce bile, hayatım senin için hazırlanıyordu sanki. O gün gökyüzü bir başka maviydi belki, rüzgar daha yumuşaktı, çünkü sen gelmiştin. Senin gelişinle birlikte, benim kalbime yazılacak en güzel cümleler de yavaşça şekillenmeye başladı.

Bu tarihten sonra dünya dönmeye devam etti, ama benim dünyam asıl seninle dönecekti aşkım benim.

Hayatlarımızın Kesişmesi

Liseydi….

Aynı sınıfta ya da aynı sırada değildik belki ama aynı havayı soluyorduk. Her sabah aynı koridorlardan geçiyor, belki aynı teneffüs zilinde dalıp gidiyorduk. Ama birbirimize ait olduğumuzdan habersizdik..

Ben seni bilmiyordum. Ama bir şeyler, sanki seni çok önceden tanıyormuşum gibi sessizce içimde şekilleniyordu. Senin sesin, gülüşün, adımların… belki o zamanlar fark etmeden kulağımda yankılanıyordu..

Hiç konuşmadık o zamanlar. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, seni görmeden geçen her gün bile bana seni hazırlıyormuş gibi geliyor. Seninle geçmeyen zamanlar bile sana çıkan yollarmış meğer.

İçimde bir yer, senin varlığını o zamandan beri biliyordu belki de… Sadece zamanı gelmemişti. Ve şimdi biliyorum: Seninle aynı okulda olmak bir tesadüf değilmiş. Bu, kaderin en sessiz ama en anlamlı adımıymış.

ilk mesaj (DM)

O gün, telefon ekranına defalarca baktım. Yazıp sildim… O tweeti beğeneceğini de biliyordu bir yanım o yüzden ne yazsam diye düşünüyordum sevgilim:) Kelimeleri tarttım, durdum. Çünkü içimde kocaman bir merak, biraz heyecan, biraz da korku vardı. Ya sessiz kalırsan? Ya cevap gelmezse?

Ama o an kalbim fısıldadı: “Yaz… Çünkü hissettiğin gerçek.”

O ilk mesaj, belki bir ‘selam’dı sadece… Ama benim için bir yolculuğun ilk adımıydı. Seninle konuşmaya başlamak, yıllardır içimde yankılanan bir boşluğu doldurmak gibiydi. Cümlelerin arasına gizlenen gülüşün, kalbimin ritmini değiştirdi.

O mesaj sadece sana yazılmadı aslında; Kendi içimde yıllarca ertelediğim “cesaret”ime yazıldı. Ve sen cevap verdiğinde, bir anda dünya daha güzel bir yer oldu.

Sonra her şey yavaşça, içtenlikle gelişti. Bir mesajla başlayan yol, şimdi ellerimizle birlikte yazdığımız bir hikayeye dönüştü.

seni yıllar sonra gördüğüm ilk an:)

O günü asla unutmam. Birbirimizi bulmakta biraz zorlandık belki ama o arayışın her adımı, sanki seni tanımaya atılmış bir adımdı. O an göz göze geldiğimizde, içimden geçen tek şey şuydu: "İşte bu..."

Kahveni yanlış söylediler, ama siparişi değiştirmek yerine senin yerine sen tuvalete gittiğinde hemen su ve buz aldım. Belki basit bir şeydi, ama senin daha ilk günden mutlu ve huzurlu olmanı istedim.

Sonra o sandalyeleri çimenliklere taşıdık. Oturduk, konuştuk... ama öyle sıradan bir konuşma değildi bu. Sanki ruhlarımız usulca birbirine dokundu. Sanki yıllardır anlatmak istediğimiz her şey, sonunda karşısında doğru kişiyi bulmuştu.

O gün, bir "ilk buluşma"dan çok daha fazlasıydı.

O gün, benim için yeni bir hayata açılan ilk kapıydı.

ellerimizin birleştiği ilk an:)

O akşam her şey çok sade, çok sakindi. (Eray'ın arayıp bize çiçek yaptırması dışında:)) Ama kalbimin içindeki hisler tarifsizdi. Senin elin, benim elimle buluştuğu anda dünya biraz yavaşladı sanki. O temas... Bir sıcaklık değil, bir aidiyetti.

Elini tuttuğumda içimden geçen tek şey şuydu: “İşte burası. Benim yerim burası.”.

Ben o akşam bir şeyi çok net hissettim: Bundan sonra bu hayat, el ele daha güzel olacak...

Ve ben senin elini hiç bırakmak istemiyorum, sen de bırakma sevgilim…

Çıkma Teklifi (11 sene kadar geç kalmış)

Bu tarihi birlikte seçtik ama aslında kalplerimiz çok daha önce “tamam” demişti.

Bugün sadece bunu dile döktük. Bugün sadece biz olduğumuzu, dünyaya da ilan ettik.

O an sana baktım ve içimden geçen şey şuydu:

“Sonsuzluğun başlangıcı burası.” Senin yanında geçen her saniye, hayatımın en kıymetli zamanlarına dönüştü. Seninle başlamak, hiç bitmesini istemediğim bir yolculuğa adım atmaktı.

Bu tarihi bir yıldönümü gibi değil, bir mucizenin not düşülmüş hali gibi hatırlıyorum. Çünkü seninle geçen her şey gerçek, ama bir o kadar da masal gibi.

Ve biliyorum, daha birlikte yazacağımız çok sayfa var.

Ama bu ilk satır… Bu ilk "evet"... Kalbimin sonsuza kadar saklayacağı bir an.

Gözlerinle Gülmeyi Öğrendiğim Günler

Sen güldüğünde, içimde bahar başlıyor. Bir insanın başka bir insanın gözlerine baktığında kendini güvende hissetmesi ne demekmiş, seninle öğrendim.

Bazen sadece yüzüne bakıyorum, sessizce... Ve içimden şu geçiyor: “Keşke senin farkında olmadığın tüm güzellikleri sana gösterebilsem.”

Gözlerimin huzuru oldun. Seni bıkmadan sıkılmadan hayatımın sonuna kadar izleyebilirim hayatımda gördüğüm en güzel megadumbo seni:)

Dünyaya gözlerimden baksaydın, kendini ne kadar sevilmeye değer biri olarak görürdün… Keşke görebilsen.

Bazen Sadece Sarılmak Yeter

Gün gelir, moral bozulur. Dünya karmaşık olur.

Ama sen sarıldığında, her şey normale döner.

Senin sarılman bir söz gibi değil, bir sözleşme gibi: “Ne olursa olsun, yanındayım.”

O sarılışlar, kelimelerin yetersiz kaldığı yerde başlayan bir dil. Ve o dil bana her seferinde aynı şeyi söylüyor:

“MEKMEK!!! SENİ SEVİYORUM. BEN BURDAYIM.”

Sana Yetişmeye Çalışmak

Seninle birlikte geçirdiğim her an, beni daha güzel biri yaptı. Seninle büyüdüm, seninle olgunlaştım, seninle içimdeki çocuğa bile sarıldım.

Hayat yolculuğu bazen engebeli. Ama seninle yürüyorsam, o yollar bile şiir gibi geliyor.

Çünkü ben seni sadece sevmiyorum. Sana hayranım.

Ve senin yanındayken daha iyi bir “ben” oluyorum. Sen hep daha ilerdesin sevgilim ve ben sana yetişmeye çalışıyorum:)::):))

iyi ki sen, iyi ki biz

"Bana seninle geçen her günü tekrar yaşatın, yine baştan seveyim."

Günler geçiyor ama sevgim azalmıyor, aksine çoğalıyor. Her sabah uyandığımda içimde bir “iyi ki” yankılanıyor.

Beni tüm zor anlarımda kötü hissettiğim çıkmazlarımda sarıp sarmaların iyi ki var sevgilim:)

Seninle geçirdiğim her an, ömrümün en anlamlı cümlesi gibi. Zaman durmasın, aksın... (AKIŞŞŞŞŞTAYIZZZZZ) ama sen hep benimle kal. Çünkü hayat, ancak seninle tam.

aşkıma bonus:)

Bunu unutucağımı düşünmemiştin heralde:):)))

EHEHEHEHEH yaparken çok eğlendim sevgilim:)

Gerçeğini de en yakın zamanda yaptırcam merak etme:):)):))

çizgifilm dodoları:)

Bunu da koymak istedim buraya yaşadığımız her şey sonsuz, bol aşklı ve de bol gülmeli bir film gibi sonuçta:)

...Ve sonsuza kadar aşık ve mutlu yaşadılar...

Seni çok seviyorum mekmekim,
iyi ki dogdun...

Hayatlarımızın Kesişmesi

Liseydi….

Aynı sınıfta ya da aynı sırada değildik belki ama aynı havayı soluyorduk. Her sabah aynı koridorlardan geçiyor, belki aynı teneffüs zilinde dalıp gidiyorduk. Ama birbirimize ait olduğumuzdan habersizdik..

Ben seni bilmiyordum. Ama bir şeyler, sanki seni çok önceden tanıyormuşum gibi sessizce içimde şekilleniyordu. Senin sesin, gülüşün, adımların… belki o zamanlar fark etmeden kulağımda yankılanıyordu..

Hiç konuşmadık o zamanlar. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, seni görmeden geçen her gün bile bana seni hazırlıyormuş gibi geliyor. Seninle geçmeyen zamanlar bile sana çıkan yollarmış meğer.

İçimde bir yer, senin varlığını o zamandan beri biliyordu belki de… Sadece zamanı gelmemişti. Ve şimdi biliyorum: Seninle aynı okulda olmak bir tesadüf değilmiş. Bu, kaderin en sessiz ama en anlamlı adımıymış.

seni yıllar sonra gördüğüm ilk an:)

O günü asla unutmam. Birbirimizi bulmakta biraz zorlandık belki ama o arayışın her adımı, sanki seni tanımaya atılmış bir adımdı. O an göz göze geldiğimizde, içimden geçen tek şey şuydu: "İşte bu..."

Kahveni yanlış söylediler, ama siparişi değiştirmek yerine senin yerine sen tuvalete gittiğinde hemen su ve buz aldım. Belki basit bir şeydi, ama senin daha ilk günden mutlu ve huzurlu olmanı istedim.

Sonra o sandalyeleri çimenliklere taşıdık. Oturduk, konuştuk... ama öyle sıradan bir konuşma değildi bu. Sanki ruhlarımız usulca birbirine dokundu. Sanki yıllardır anlatmak istediğimiz her şey, sonunda karşısında doğru kişiyi bulmuştu.

O gün, bir "ilk buluşma"dan çok daha fazlasıydı.

O gün, benim için yeni bir hayata açılan ilk kapıydı.

Çıkma Teklifi (11 sene kadar geç kalmış)

Bu tarihi birlikte seçtik ama aslında kalplerimiz çok daha önce “tamam” demişti.

Bugün sadece bunu dile döktük. Bugün sadece biz olduğumuzu, dünyaya da ilan ettik.

O an sana baktım ve içimden geçen şey şuydu:

“Sonsuzluğun başlangıcı burası.” Senin yanında geçen her saniye, hayatımın en kıymetli zamanlarına dönüştü. Seninle başlamak, hiç bitmesini istemediğim bir yolculuğa adım atmaktı.

Bu tarihi bir yıldönümü gibi değil, bir mucizenin not düşülmüş hali gibi hatırlıyorum. Çünkü seninle geçen her şey gerçek, ama bir o kadar da masal gibi.

Ve biliyorum, daha birlikte yazacağımız çok sayfa var.

Ama bu ilk satır… Bu ilk "evet"... Kalbimin sonsuza kadar saklayacağı bir an.

Bazen Sadece Sarılmak Yeter

Gün gelir, moral bozulur. Dünya karmaşık olur.

Ama sen sarıldığında, her şey normale döner.

Senin sarılman bir söz gibi değil, bir sözleşme gibi: “Ne olursa olsun, yanındayım.”

O sarılışlar, kelimelerin yetersiz kaldığı yerde başlayan bir dil. Ve o dil bana her seferinde aynı şeyi söylüyor:

“MEKMEK!!! SENİ SEVİYORUM. BEN BURDAYIM.”

iyi ki sen, iyi ki biz

"Bana seninle geçen her günü tekrar yaşatın, yine baştan seveyim."

Günler geçiyor ama sevgim azalmıyor, aksine çoğalıyor. Her sabah uyandığımda içimde bir “iyi ki” yankılanıyor.

Beni tüm zor anlarımda kötü hissettiğim çıkmazlarımda sarıp sarmaların iyi ki var sevgilim:)

Seninle geçirdiğim her an, ömrümün en anlamlı cümlesi gibi. Zaman durmasın, aksın... (AKIŞŞŞŞŞTAYIZZZZZ) ama sen hep benimle kal. Çünkü hayat, ancak seninle tam.

çizgifilm dodoları:)

Bunu da koymak istedim buraya yaşadığımız her şey sonsuz, bol aşklı ve de bol gülmeli bir film gibi sonuçta:)

...Ve sonsuza kadar aşık ve mutlu yaşadılar...

17 Haziran 1998

Hayatın Sessizce Değiştiği Gün

O gün, ben henüz seni tanımıyordum. Sen dünyaya gözlerini açarken, benim hayat çizgim farkında bile olmadan yeni bir yöne kıvrıldı. Çünkü sen doğdun. Ve dünya, biraz daha güzel oldu...

Gülüşlerin henüz kimseye tanıdık değildi, ama bir gün birinin içini ısıtacağını kader çoktan yazmıştı. O “biri”nin ben olacağımı ise ne sen biliyordun, ne de ben….

Seninle tanışmadan önce bile, hayatım senin için hazırlanıyordu sanki. O gün gökyüzü bir başka maviydi belki, rüzgar daha yumuşaktı, çünkü sen gelmiştin. Senin gelişinle birlikte, benim kalbime yazılacak en güzel cümleler de yavaşça şekillenmeye başladı.

Bu tarihten sonra dünya dönmeye devam etti, ama benim dünyam asıl seninle dönecekti aşkım benim.

ilk mesaj (dm)

O gün, telefon ekranına defalarca baktım. Yazıp sildim… O tweeti beğeneceğini de biliyordu bir yanım o yüzden ne yazsam diye düşünüyordum sevgilim:) Kelimeleri tarttım, durdum. Çünkü içimde kocaman bir merak, biraz heyecan, biraz da korku vardı. Ya sessiz kalırsan? Ya cevap gelmezse?

Ama o an kalbim fısıldadı: “Yaz… Çünkü hissettiğin gerçek.”

O ilk mesaj, belki bir ‘selam’dı sadece… Ama benim için bir yolculuğun ilk adımıydı. Seninle konuşmaya başlamak, yıllardır içimde yankılanan bir boşluğu doldurmak gibiydi. Cümlelerin arasına gizlenen gülüşün, kalbimin ritmini değiştirdi.

O mesaj sadece sana yazılmadı aslında; Kendi içimde yıllarca ertelediğim “cesaret”ime yazıldı. Ve sen cevap verdiğinde, bir anda dünya daha güzel bir yer oldu.

Sonra her şey yavaşça, içtenlikle gelişti. Bir mesajla başlayan yol, şimdi ellerimizle birlikte yazdığımız bir hikayeye dönüştü.

ellerimizin birleştiği ilk an:)

O akşam her şey çok sade, çok sakindi. (Eray'ın arayıp bize çiçek yaptırması dışında:)) Ama kalbimin içindeki hisler tarifsizdi. Senin elin, benim elimle buluştuğu anda dünya biraz yavaşladı sanki. O temas... Bir sıcaklık değil, bir aidiyetti.

Elini tuttuğumda içimden geçen tek şey şuydu: “İşte burası. Benim yerim burası.”.

Ben o akşam bir şeyi çok net hissettim: Bundan sonra bu hayat, el ele daha güzel olacak...

Ve ben senin elini hiç bırakmak istemiyorum, sen de bırakma sevgilim…

Gözlerinle Gülmeyi Öğrendiğim Günler

Sen güldüğünde, içimde bahar başlıyor. Bir insanın başka bir insanın gözlerine baktığında kendini güvende hissetmesi ne demekmiş, seninle öğrendim.

Bazen sadece yüzüne bakıyorum, sessizce... Ve içimden şu geçiyor: “Keşke senin farkında olmadığın tüm güzellikleri sana gösterebilsem.”

Gözlerimin huzuru oldun. Seni bıkmadan sıkılmadan hayatımın sonuna kadar izleyebilirim hayatımda gördüğüm en güzel megadumbo seni:)

Dünyaya gözlerimden baksaydın, kendini ne kadar sevilmeye değer biri olarak görürdün… Keşke görebilsen.

Sana Yetişmeye Çalışmak

Seninle birlikte geçirdiğim her an, beni daha güzel biri yaptı. Seninle büyüdüm, seninle olgunlaştım, seninle içimdeki çocuğa bile sarıldım.

Hayat yolculuğu bazen engebeli. Ama seninle yürüyorsam, o yollar bile şiir gibi geliyor.

Çünkü ben seni sadece sevmiyorum. Sana hayranım.

Ve senin yanındayken daha iyi bir “ben” oluyorum. Sen hep daha ilerdesin sevgilim ve ben sana yetişmeye çalışıyorum:)::):))

aşkıma bonus:)

Bunu unutucağımı düşünmemiştin heralde:):)))

EHEHEHEHEH yaparken çok eğlendim sevgilim:)

Gerçeğini de en yakın zamanda yaptırcam merak etme:):)):))

Seni çok seviyorum mekmekim, iyi ki dogdun...